new amsterdam

New Amsterdam: Beklentileri Karşılamak

Günler, aylar, yıllar sonra tekrar merhaba sayın okuyucu. 1 seneden fazladır yazı göndermediğimi hatırlayınca pek üzüldüm. Elbette bu sırada iş değiştirme, COVID-19 belası, akademik kariyer yapma gibi planlarımı uygulamaya koyma gibi birazcık kişisel işlerim vardı. Lakin bu işlerin hiçbirini halledemediğim için, siz sevgili okurlarımın karşısına çıkmakta hiç bir beis görmedim. İşte burdayım. Karşınızdayım ve bugün Netflix’in önümüze sunduğu, benim bayıla bayıla izlediğim bir diziyi konuşacağız: New Amsterdam.

Kişisel olarak söylemek gerekirse ben doktor dizilerine ya da diğer adıyla medikal dramalara bayılırım. CNBC-E ekranlarında E.R ile başlayan maceramda birçok hastaneye uğrama şansım oldu. Özellikle burda E.R’ı ayırmak lazım tabii. Bugün beyazperdede ve renkli ekranda izlediğiniz çoğu 40 yaşı aşkın oyuncunun E.R’da en az bir kere görülmüşlüğü vardır. En nihayetinde George Clooney’i meşhur eden dizidir E.R. Sonra Grey’s Anatomy vardı. Yıllarca sürdü ve ben bir yerden sonra “Bir saniye bu bir medikal drama değil, bu resmen pembe dizi” deyip diziyi kapatana kadar ki bu da 10. sezonun ortalarına doğruydu, gönlümü şen eyledi. E ondan sonrasını konuşmaya gerek yok. Dr. House girdi hayatımıza. O kadar etkili bir senaryosu vardı ki 23 farklı ülkeye uyarlandıktan sonra bir de bizim ülkemize uyarlandı. Dr. House bittikten sonra resmen sağa sola “5 mg hede-hödö ilacından verirseniz kalp ritmi düzelir” bağırtılarımı sağolsun az biraz eski ama bu saydığım dizilerden daha çarpıcı olan Chicago Hope söndürdü. Chicago Hope bu izlediğim tüm dizilerden daha ağırdı zira olay bir çocuk hastanesinde geçiyordu. Medikal dramaların alamet-i farikası olan yan oyuncuların neredeyse hepsi çocuk oyuncuydu. Ben bu diziyi iki lokmada yedim. Fakat o kadar ağırdı ki bu lokmalar, medikal dramalara bir müddet ara vermek durumunda kaldım. Tabii araya giren Scrubs’ı saymıyorum, o çok sağlam bir komedi dizisiydi. Son sezonunu saymazsak sadece medikal drama olarak değil, komedi dizisi açısından da mihenk taşı oldu.

Amerikan doktor dizilerini izlemek daha basit aslında. Zaten bir yerden sonra bu tür dizileri izlemek biraz da işkence oluyor çünkü 1. bölümde geçen olay ile 190. bölümde geçen olay arasında dağlar kadar fark olmuyor. Karakterler ne kadar gelişirse gelişsin, olayın ana odağı hastane olduğu için motivasyonların, durumların çok da bir önemi kalmıyor. Bu tür dizilerde önemli olan yan karakterlerin hikayelerini doğru verebilmek. Sadece tek sefer gözüküp kaybolan bu karakterlere iyi bir hikaye yazıp, onları sıcak tutabilirseniz, dizi de ritmini buluyor.

New Amsterdam Dizisini Neden İzlemeliyim?

Gelelim bizim dizimize. New Amsterdam’ı neden izlemeliyiz? Onu farklı kılan şey nedir? Aslında bu sorunun cevabı hem basit hem de karmaşık. New Amsterdam ne normal bir dram dizisi ne de sadece bir medikal drama. O bugüne kadar çekilmiş tüm drama dizilerinin en iyi yönlerini almıyor. Tam tersi diğerlerinin hiç umursamadığı kısımlara bakıyor. Aynı zamanda diğer tüm dizilerin birer cümle ile geçiştirdiği sorunların büyüklüğünü de her an seyircinin yüzüne yüzüne çarpıyor. İşte bu yüzden izlerken sıkılmıyorsunuz. New Amsterdam’da House’da bulunan karmaşık tedavi ve akıl oyunları yok. Grey’s Anatomy’de bulunan aşk üçgenleri yok. Scrubs’da bulunan muziplik hiç yok. Nip/Tuck’da bulunan acımasızlık eser miktarda bile yok. Chicago Hope’da bulunan ümitsizlik hissi zaten kapı dışarı edilmiş. New Amsterdam’da sadece doktorlar ve onların hastane içerisinde ve dışarısında varolma çabaları var. İşte bu yüzden bu dizi farklı mı farklı.

Basitçe bu diziyi, bir hastane yönetim dizisi olarak özetlemek doğru olabilir. Bir hastane ve başındaki aşırı idealist bir doktorun, vahşi Amerikan sigorta sisteminden sıyrılarak herkesi tedavi etme amacı. Sonra buna ayak uyduran birkaç doktor sinopsisi sanırım bu diziyi güzel özetler. Elbette dizinin akıcılığı sadece konu ile alakalı değil oyunculuklarda bir o kadar güzel. Zaten dizi yapı olarak aynı anda 4 doktoru anlattığı için bazen kendinizi “hadi senin kısmın geçsin de ötekinin kısmı gelsin” derken bulabiliyorsunuz.

Tam Olarak Nedir Bu New Amsterdam?

Biliyorsunuz ki New Amsterdam, New York’un ilk ismi. İşte bu hastane de taa iç savaş döneminde kurulmuş. Amerikan sağlık sisteminde birçok yeniliği ilk olarak getirmiş fakat zaman içerisinde ekonomik zorluklara yenilmiş. Artık sadece fakirleri ve kaçakların geldiği, büyük fakat yetersiz bir hastane. Hastane ilk bölümden, başhekim olarak Max Goodwin’i hastanenin başına atıyor. Ona kurallara riayet etmesini söylüyor. Fakat yeni başhekimin derdi insanlara olabildiğince yardım etmek. Bu yüzden sürekli olarak yasalar, polisler, yönetim ve parasal konularda başı derde giriyor.

Başrolde Max Goodwin karakteri ile gördüğümüz Ryan Eggold, çoğu seyircinin The Blacklist’ten hatırlayacağı Tom Keen karakterine hayat veren aktör. Bu iki dizi arasında beyazperdeye terfi etmeye çalışıp Blackklansman’da bir rolde kapsa ait olduğu yere döndü. Dizinin diğer oyuncuları da uzun süre ekranlarda görülen ve hatırlanan oyuncular. Kanal oyuncu tercihi konusunda kesenin ağzını sonuna kadar açmış diyebiliriz. Max Goodwin’in en yakın arkadaşı olan dizinin zengin, meşhur doktoru Helen Sharpe rolüyle gördüğümüz Freema Agyeman. Doctor Who’da bize 10. Doktor ve gelmiş geçmiş en iyi doktor sayılan David Tennant’a 20 bölüm kadar eşlik etmişti. Kendisini Sense8’ten de tanıyabilirsiniz. Yine buz adam olarak anabileceğimiz, ulta-profesyonel kalp cerrahı Floyd Reynolds rolünde Jocko Sims var ki zaten az buçuk aksiyon dizisi seven herkes kendisini tanır. Usta oyuncu olarak adlandırabileceğimiz iki oyuncudan biri. Sempatik psikiyatr Iggy Frome rolüyle kendini gösteren Tyler Labine. Kendisi daha çok seslendirme yapmakta. Son olarak da usta beyin cerrahı Vijay Kapoor rolüyle, yine Sense8’ten hatırlayacağımız Anupem Kher’de dizide sahne alıyor.

Son Olarak…

2018’de başlayan ve şu an 3. sezonu devam eden New Amsterdam, yemek yerken güzel olur kategorisinde başlayıp, gittikçe saran bir dizi haline gelmeyi başardı. Bölümler tek tek pek bir şey ifade etmese de, arka arkaya izlendiğinden gerçekten keyifli olabiliyor. Uzun uzun “Ya acaba bu hastalık ne?” gibi klişe hastane dizisi soruları sordurmak yerine, çaresiz anneleri, parası olmadığı için tedavi olamayanları gösteriyor. Dizi eleştiri konusunda hiç öyle çekingen davranmıyor. Tüm sağlık sistemini her bölümde yerden yere vuruyor. Elbette, her bölümde her sorunun üstesinden gelinmesi de bir yerden sonra seyirciye bıkkınlık verse de, karakter akıcılığı ve merak unsuru diziyi izlenebilir kılıyor.

Burdan son olarak demek istediğim; dizinin önceki iki sezon finali de harika ve bu işi nasıl yapacaklarını biliyorlar. Özellikle ilk sezondan sonra vites biraz düşse de, ilk sezonun ikinci yarısı ve ikinci sezonun ilk yarısı gerçekten üst seviyede.

Ne diyelim, sağlıklı günler, keyifli izlemeler…