Love Death & Robots 2. Sezon

Love Death & Robots 2. Sezon İncelemesi

Uzun süredir beklenen Love Death & Robots 2. Sezon bölümleriyle karşımıza çıktı. Peki biz beğendik mi? Memnun ayrıldık mı? Hadi bunlara geçelim.

Öncelikle tüm bölümler hakkında genel olarak konuşmak gerekirse önceki sezonda olduğu gibi animasyon kalitesi kusursuz serinin. Her bölüm üzerinde uzunca uğraşıldığı belli, bu yüzden takdir etmek lazım seriyi. Fakat bunun dışında bu sezonu genel olarak tırt buldum diyebilirim. Öncelikle bölümlerin çoğu daha büyük bir hikayenin bir kısmını anlatıyormuş gibi yapılmış ki bu seri için aşırı saçma bir durum çünkü bu seride her bölüm birbirinden bağımsız, farklı şeyler anlatıyor her biri. Ve bu yüzden daha büyük hikayelere bağlı bölümler izlemek tat kaçırıcı bayağı. Hadi bunu geçtim, işledikleri konuların genellikle klişe konular. Arada tabii yaratıcı fikirler var fakat bölümler bunlar hakkında birkaç fikir verdikten sonra bunlar arasında en az ilgi çekenine doğru yöneliyor. Bunu spoilersız olarak en iyi bu şekilde açıklayabilirim sanırım. Spoilersız olarak konuşabileceğim çok şey de kalmadı gerçi, şimdi spoilerlı şekilde Love, Death & Robots 2. sezon bölümlerini teker teker ele alma vakti.

DROWNED GIANT

Bu bölümden başlama nedenim az önce bahsettiğim olayın en çok hissedilen bölüm olması. Bölümde kıyıya vurmuş bir devi ve bu devi araştıran bir bilim insanını görüyoruz. Bu bilim insanı dev hakkında bir sürü çıkarım yapıyor. “O hala yaşıyor, bizler onun başarız kopyalarıyız, o mükemmel varlık” tarzında. Bunlardan en ilgi çekeni benim açından açık arayla insanların onun başarısız kopyaları olmasıydı. Çok isterdim ki bölüm bunun üzerine yoğunlaşsın, bilim insanının monologları bu yönde ilerlesin ama yok. Bunlardan en saçması olan aynı “O ölmedi, kalbimizde yaşıyor.” kafasında olan düşünde üzerine 15 dakika boyunca aşırı sıkıcı bir monoloğa maruz bırakıyor bölüm bizi. Halbuki ellerinde hazır çok güzel felsefe yapabilecekleri bir nokta varken adamlar inatla uzak durmuş bundan.

ICE

Gelelim sezon içindeki en amaçsız bölüme, Ice. Başlarken cidden değişik bir tema gibi duruyor fakat bölüm ilerledikçe ne kadar tırt ve klişe bir bölüm olduğunu yüzünüze yüzünüze vuruyor. Kendi fikrim yapımcılar bu bölümde balinaların olduğu kısımdaki animasyonu yapıp ne yapabiliriz de bunu bölüm olarak yayımlayabiliriz kafasında rastgele bir senaryo yazmışlar gibi… Animasyon kalitesine kesinlikle başta da dediğim gibi gram lafım yok, kusursuzdu fakat sırf 30 saniyelik bir kısmı görebilmek için 15 dakikalık bir bölüm izlemek cidden kırıcıydı.

LIFE HUTCH

Evet gelelim ünlü Michael B. Jordan’ın bulunduğu bölüme. Büyük ihtimalle izlediğim en gerçekçi ve kusursuz animasyona sahip bölüm, hatta animasyon olduğunu bilmesen kesinlikle canlı kanlı bir film sekansı sayarım bu bölümü. Fakat gel gelelim hikayesine… En başta bahsettiğim daha büyük bir hikayeye bağlı hissette olayının en çok hissedildiği bölüm buydu. Üstelik bu sefer çok rahatsız ediyor çünkü bu sefer gerçekten de sadece bir filmden alınmış kısa bir sahne gibiydi bölüm. Ara sıra izleyiciye kısa kısa flashbackler (geriye dönüşler) veriyorlar fakat bunların gram katkısı yok hikayeye. Çünkü sadece gram önemli olayın olmadığı uzay savaşı sekansları bunlar. Animasyonları aşırı iyi olsada bu kısımların kurtarmıyor bölümü ve konudan çok uzak duruyor.

BAKMADAN GEÇME: CASTLEVANİA 4. SEZON İNCELEMESİ

AUTOMATED CUSTOMER SERVICE

Puanlarına bakılırsa benim de kesinlikle katıldığım şekilde sezonun en kötü bölümü. Öncelikle karakter tasarımlarına gelelim ki ben çok rahatsız olmadıkça bunu takan biri değilim. Fakat bu bölümdeki karakter tasarımları kesinlikle izleyiciyi rahatsız etmek için yapılmış bunun başka bir açıklaması olamaz. İzleme zevkini o kadar düşürüyor ki, bu bölümdeki karakter tasarımları bir noktada seriye devam etmeme kararı alıyordum neredeyse o kadar kötü. Hadi geçelim o karakter tasarımlarını hikayeye gelelim. Hikayesi de yine aşırı büyük bir klişe olan yapay zekaların yaygın olduğu bir gelecekte geçen yapay zeka insana karşı hikayesi. Doğru şekilde işlendi mi bağrıma bastığım bir klişe fakat bu bölüm bunu cidden türe hiçbir şey katmadan arada aşırı kalitesiz espriler ile yapıyor bunu. Kesinlikle son zamanda izlediğim en kötü şeylerden birisi.

ALL THROUGH THE HOUSE

Sezondaki sayılı yaratıcı işlerdendi bu bölüm, kısa ve öz. Yaklaşık sekiz dakika ile sezonun en kısa ve izlenebilirliğe sahip bölümü sanırım, gerçekten övülesi. Noel babanın aslında canavar olması bayağı hoşuma giden bir yaklaşım oldu. Fazla uzatmadan da çok güzel bir şekilde sonlanan bir bölüm. Hatta bu bölüm tam benim Love, Death and Robots’dan beklediğim şey, farklı bakış açıları ile kısa ve öz bir hikaye. Bölümün son cümlesini de özellikle çok beğendim: “Ya yaramaz bir çocuk olsaydık ne olurdu?”

SNOW IN THE DESERT

Aynı Life Hutch bölümü gibi bu bölümde benim en sevmediğim şeye sahip, büyük bir yapbozun küçük bir parçası gibi. Sezonun 20 dakika ile en uzun bölümü olmasına rağmen insan bulundukları evreni merak ediyor. Bazı şeyler de çok aceleye geliyor. Tüm bu karmaşa ile ne kadar ilgi çekici bir evrene sahip olsa da tırt kalıyor gözümde bu bölüm de. Aralarda ana karakterin onca zahmete girdiği şeyin çilek olması gibi evren ve karakter hakkında merak uyandıran detaylar hoşuma gitse de bunların geçmişini ve geleceğini göremeyecek olmamız üzücü.

TALL GRASS

Klişeye kaçsa da beğendiğim bir bölüm oldu Tall Grass, güzel işlenmiş bir bölümdü. Fakat bunlardan önce bu bölümün tasarımını çok beğendiğimi söylemeliyim. Çoğu kısmı tablo gibiydi. Yazıcıdan çıkartıp duvarına asası geliyor insanın. Animasyon kalitesi olarak yine üst düzeyde diğer bölümler gibi. Ellerindeki klişeyi güzel bir şekilde işlemeleri de hoşuma gitti. Kesinlikle açıp açıp yeniden izleyeceğim bir bölüm oldu.

POP SQUAD

Ve gel gelelim Pop Squad’a, açık ara sezonun en iyi bölümüne. Kesinlikle bir şaheserdi bir bölüm. Tonuyla, hikayesiyle, ana karakteriyle, izleyiciye verdiği duyguyla dört dörtlük bir bölümdü. Hikaye kalitesini ilk birkaç dakikadan direkt veriyor zaten izleyiciye ve kalan sürede ekran başından kaldırmıyor izleyiciyi. İnsanlar artık sonsuz hayata sahip olduğu için üremenin yasaklandığı bir gelecek, aşırı ilgi çekici bir konu. Ana karakterin düşüncelerinin bizim o gördüğümüz kısa süre içinde o noktaya gelmesi kesinlikle ustaca bir şekilde anlatılıyor. Son zamanlarda izlediğim en iyi işlerden Pop Squad. Dedektifin çocuğu olan kadın ile yaptığı konuşma kesinlikle hayran kalınası.